Kefalet Sözleşmelerinin Geçerliliği

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlenmesi olarak tanımlanan kefalet sözleşmelerinin geçerliliği için birtakım şartlar bulunmamaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun 582 ve devamı maddeleri uyarınca geçerli bir kefalet sözleşmesinden bahsedebilmek için;
- Mevcut ve geçerli bir asıl borcun bulunması,
- Kefalet sözleşmesinin yazılı olarak yapılması,
- Kefilin sorumlu olacağı azami miktar ve kefalet tarihinin kefalet sözleşmesinde açıkça gösterilmesi,
- Kefalet sözleşmesinin belli bölümlerinin kefil tarafından el yazısı ile yazılması
- Evli olan kişiler açısından, kefil olacak kişinin eşinin yazılı rızası alınmalıdır.
Bilindiği üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 04.02.2011 tarihinde Resmi Gazete’ de yayımlanmış ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu bağlamda Türk Borçlar Kanunundan önce yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun kefalete ilişkin hükümleri 01.07.2012 tarihinden önce imzalanmış bulunan kefalet sözleşmeleri için geçerli olmaya devam edecektir. Özellikle 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde, kefil ve kefalet sözleşmelerine ilişkin mağduriyetlerin artması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda, kefalet sözleşmesinde kefilin sorumluluğunu kapsamı ile ilgili önemli değişlikler ve yenilikler yapılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda kefalet sözleşmesinin özellikleri dikkate alınarak, kefilin korunması amaçlanmış, kefilin sorumluluğun kapsamının belirlenmesinde ortaya çıkan birçok soruna çözüm getirilmiştir. Buna göre;
- 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 818 sayılı Borçlar Kanunundaki düzenlemeden farklı olarak kefilin sorumlu olacağı miktarın muayyen(belirli) olarak belirtilmesi şartı yerine kefilin sorumlu olduğu azami miktarın belirtilmesi şartı getirilmiştir.
- Yine 818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak kefalet tarihinin de sözleşmede belirtilmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile geçerlilik koşulu hâline getirilmiştir. Söz konusu kefalet tarihinin belirtilmesi şartının getirilmesindeki amaç; kefilin sözleşmede aksi açıkça kararlaştırılmadıkça borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumlu olmasıdır. Dolayısıyla söz konusu hükmün uygulanabilmesi ve süreli kefalette sürenin son bulduğu tarihin açıklığa kavuşturulması için, kefalet sözleşmesinin kurulduğu tarihin sözleşmeden açıkça anlaşılması gerekmektedir.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile getirilen bir diğer yenilik, kefilin, kendi el yazısıyla sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini, müteselsil kefalet söz konusu ise, müteselsil kefil sıfatını veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyi yazması gerekmektedir.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile getirilen diğer önemli yenilik, evli olan kefilin, kefalet sözleşmesinden önce ya da en geç kefalet sözleşmesinin imzalandığı anda eşinin yazılı onayını alması zorunluluğudur.
- 818 sayılı Borçlar Kanunu’na göre kefil, kural olarak asıl borç ilişkisinin hükümsüz hale gelmesinin sebep olduğu menfi zarardan ve cezai şarttan sorumlu değildir. Ancak tarafların bunun aksini kararlaştırması mümkündür. Oysa ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile getirilen yeni düzenleme karşısında artık, kefilin menfi zarardan ve cezai şarttan sorumlu olacağına dair taraflar arasında bir anlaşma yapılabilmesi hukuken mümkün olmayacaktır.
Beyaza İmza Sorunu
Beyaza imza; irade açıklamasında bulunmak isteyen bir kimsenin, bu amaçla imzasını içeren boş bir belge vermesi ve bu belgenin irade açıklamasının muhatabı ya da üçüncü kişi tarafından doldurulması halidir. Özellikle uygulamada, kefalet sözleşmeleri açısından kefil olacak kişilere henüz bilgilerin tamamının yazılmadığı birtakım belgeler imzalatıldığı görülmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununa göre kefilin, beyaza imza atılması suretiyle kefil olabileceği düşünülmektedir. Söz konusu durumda kefil imza atılan belgenin kendi rızası ve iradesi doğrultusunda doldurulacağı riskini üstlenmektedir. İmza atılan belgenin kefilin rızası hilafına doldurulduğu ve irade beyanlarının uyuşmadığını ise, iddia eden kefilin yazılı belge ile ispat etmesi gerekmektedir.
Oysa ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile getirilen düzenlemeler ile, beyaza imza atmak suretiyle yapılan kefalet sözleşmeleri geçersiz kılınmıştır. Zira yukarıda da izah edildiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununa göre; kefilin sorumluluğunu belirleyen kefalet tarihinin, sorumluluğunu belirleyen azami miktarın ve müteselsil kefil olma iradesinin mutlaka kefilin el yazısı ile yazılması gerekmektedir. Böylelikle uygulamada ciddi mağduriyete açan söz konusu beyaza imza sorunu yeni düzenlemeler ile ortadan kalkmış durumdadır.
Yukarıda da görüldüğü üzere, 818 sayılı Borçlar Kanununun kefalete ilişkin uygulamada sorun çıkaran hükümleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun yeni düzenlemeleri ile ortadan kaldırılmış, kefalet sözleşmelerinin geçerli olması, daha ağır şekil şartlarına bağlanmıştır.